top of page
A6728AE7-89CD-4C81-8AD9-7F2A121C95D5_edited.jpg

HEMGEZENHEMYİYEN

Ana Sayfa: Hoş Geldiniz
Ana Sayfa: Blog2

🌍 Prag

  • Yazarın fotoğrafı: S B
    S B
  • 8 May 2020
  • 5 dakikada okunur

Herkese merhaba! Bugün rüya gibi bir şehir olan Prag'tan bahsetmek istiyorum. Geçen sene kış ayında Budapeşte-Viyana-Prag turu yaptım ve bu tur yaklaşık 8 gün sürdü. 2 günümü Prag'a ayırdım ve bu masal şehrini iki günde keşfettim. Prag'a ulaşımım Viyana'dan otobüs ile gerçekleşti ve sadece otele ulaşmak için metro kullandım. Onun dışında şehri yürüyerek keşfettim ve hiç ulaşım aracı kullanmadım. Bence yürümek bir şehri tamamen keşfetmek ve yaşamaktır


Prag, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri. Orta Avrupa'nın en çekici ve romantik şehri olarak kabul edilebilir. Ortaçağ zamanlarından fırlamış gibi görünen bu şehir çekiciliğini 2. Dünya Savaşı'nda fazla zarar almamasına bağlıdır. Barok ve gotik mimarinin en önemli eserlerini barındırmaktadır. Prag, "Altın Kent", "Şehirlerin Anası" ve "Avrupa'nın Kalbi" gibi isimlerle anılmaktadır.


ESKİ KENT MEYDANI

Prag gerçekten rüya gibi bir şehir. Özellikle "Prague Old Town" yani Eski Kent Meydanı benim en sevdiğim, en etkilendiğim yer idi. Kendimi mükemmel bir masalın ortasında gibi hissettim. Barok stili mimarinin en güzel örneklerini oluşturan ama aslında Ortaçağ’da ve hatta öncesinde yapılmış olan Gotik yapılarla dolu meydan bugün birçok turisti cezbetmektedir. Gezilecek birçok yer bura ve çevresindedir.


Prag şehri Vlatava Nehri’nin diğer yakasından yavaş yavaş bu tarafa yayılmaya başladığında, 11. YY’da Eski Şehir Meydanı bir pazar yeri olarak ortaya çıkmış. Ancak belediye meclisi kurulma izni verildiğinde bugün Eski Belediye Sarayı olarak adlandırılan bina yapılmış ve bu da meydanın hareketlenmesinin başlangıcı olmuş.


Bir dönem Kraliyet Sarayı’nın da (şimdiki yeni Belediye Binası) burada yer alması popülerliği ve çekiciliği arttıran meydan ondan sonrasında da sürekli gelişmiş ve büyümüştür.


İki dünya savaşı ve çeşitli felaketlerden sağ çıkabilen tarihi yapılar dönemlerinin en usta Çek mimarları tarafından o döneme özgü Barok, neo-klasik veya Rokoko stilleriyle restore edilmiş. Şimdi ise dünyanın her yerinden milyonlarca insanı kendine çekiyor.


ASTRONOMİK SAAT

Astronomik saat; eşi benzeri olmayan, her saat başı turistleri kendine çeken mükemmel bir yapı. Her saat başı resmen şov yapılıyor. Şans eseri saat başına 10 dakika varken buraya geldim ve hemen en öne, güzel bir yere konumlandım. Gerçekten inanılmaz etkileyici. Bu saat 15. YY.'da binaya eklenmiş. Dünyayı evrenin merkezine alarak, Jan Z Ruze tarafından yapılan saat sadece saati değil tarihi ve gezegenlerin konumlarını da gösteriyor. Duyduğum bir diğer bir bilgi ise Ruze'un bu saati başka bir yerde yapamasın diye kör edildiği yönünde. Umarım doğru değildir.

Saat başı olan gösteri de şöyle;

Önce saat kulesinin üstünde yer alan iki pencereden 12 havariyi temsil eden kuklalar sırayla geçit yapıyor. Bu sırada aşağıda saatin iki yanında hareket ediyor.

Bu simgeler ise;  Ölüm (bir iskelet formunda), yanında bir Türk, bunların karşısında açgözlülük (elinde para kesesi tutan Yahudi formunda) ve kibir (aynada kendisini seyreden bir kukla).  Bu şov bir horozun çıkarak kanatlarını çırpmasıyla son buluyor.

Nolursa olsun bu gösteriyi kaçırmayın, saat başında mutlaka burada olun !


TRDELNİK

Prag'ta yemeniz gereken en önemli lezzet kesinlikle "Trdelnik". Bu mükemmel lezzeti tatmadan sakın dönmeyin derim ! Prag sokaklarında oldukça sık rastlayabilirsiniz zira bu bir sokak tatlısı. Zaten sokaklar Trdelnik kokusu ile doluyor ve bu da sizi oldukça çekiyor. Tarçın, ceviz ve şekere bulanarak kızgın bir şişe sarılan, daha sonra da odun ateşi üstünde pişirilerek hazırlanan bu tatlı en çok bal, reçel ve nutella ile birlikte tüketiliyor. Prag’a gittiğinizde çok fazla yerde yapıldığını göreceğiniz bu tatlıyı, kesinlikle sokak satıcılarından almanızı tavsiye ederim. Ben çikolatalı yemeyi tercih ettim. Porsiyon olarakta oldukça doyurucu.


CHARLES KÖPRÜSÜ

"Charles Köprüsü" de Prag'ta bir diğer etkileyici yer. 1357 yılında inşa edilmiş, ünlü bir köprüdür. Özellikle üzerindeki heykeller ve anlamları ile daha da ünlü ve çekici hale gelmiştir. Prag Kalesi, Mala Strana ve Stare Mesto’yu birbirine bağlar. Üzerinde 30 tane heykel bulunmaktadır. Bu heykellerin hepsi replikadır ve orijinalleri Ulusal Galeri Lapidarium’da bulunmaktadır. Bu heykellerin en ünlüsü Bohemyalı Aziz Jan of Nepomuk’dur. Azizin, kralın kendisini aldatan karısının günahlarını itiraf etmeyi reddettiği için şehit edildiği düşünülür. Bu heykellerin en yenisi ise Cyrill ve Methodius’dur ve Hıristiyan misyonerler betimlenmektedir.

Özellikle gün doğumunu ve gün batımını bu köprüde izlemek çok keyiflidir.


CAFE LOUVRE

Cafe Louvre, Prag'ın en ünlü ve eski kafelerinden biridir. 1902 yılında açılmış, 1948 yılında tekrar kapanmış ve 1992 yılında restorasyondan sonra tekrar açılmıştır. İlk kat Louvre Gallery cafe olarak servis verirken ikinci kat Çek mutfağını test edebileceğiniz bir restoran olarak servis vermekte. Franz Kafka ve arkadaşlarının sıklıkla geldiği mekanlardan biriymiş. Ayrıca Albert Einstein da 1911-1912 yılları arasında Prag’da kaldığı süre boyunca sıkı ziyaretçisi olmuş. Ziyaretçiler arasında Kafka ve Einstein gibi karakterler olunca her masaya yemek sırasında aklınıza gelenleri not almak için küçük not kağıtları ve kalem yerleştirilmiş. Bu uygulama bugün de devam etmekte.


JOHN LENNON DUVARI

*Ünlü İngiliz müzik topluluğu Beatles’ın üyesi olan John Lennon eşi, Yoko Ono ile birlikte, beş yıl aradan sonra müziğe geri dönüş kararı almışlar ve “Double Fantasy” adlı bir albüm hazırlıyorlardı. 8 Aralık 1980 tarihine gelindiğinde, Newyork'tayaşayan Lennon stüdyoda kayıt yaptıktan sonra evlerine geçerken albümünü imzalatmak isteyen akli dengesi bozuk Chapman adında bir hayranı tarafından silahlı saldırıya uğrayıp hayatını kaybetti.

O gece kapıda nöbet tutan kapıcı Jay Hastings, polise durumu bildirdi. Sonra üniformasının ceketini çıkarıp Lennon’un üzerine örttü. Olay yerine ilk gelenler polis memurları Chapman’ı kapının yanında durmuş, kitap okurken buldular. Chapman, olay yerinden kaçmamıştı. Katilin elindeki kitap J.D.Salinger’in 1951 tarihli, çok sayıda dile çevrilmiş, 100 milyona yakın satmış“The Catcher in the Rye – Çavdar Tarlası Çocukları”adlı gençlik bunalım ve isyanlarının klasik romanıydı. ‘İçimde bir büyük adam var ve bir de küçük adam’ dedi.‘ Tetiği çeken küçük adamdı.’ diye mırıldanıyordu Chapman. Ambulansın gelmesini beklemeden polisler ünlü şarkıcıyı kendi arabalarına taşıyıp St.Luke’daki Roosevelt Hastanesi’ne götürdüler.

Hastaneye yetiştirseler de artık çok geçti. Çok kan kaybeden John Lennon’un öldüğü saat 23.00'da ilan edildi. Ruh hastası olduğu belirtilen Mark David Chapman, aslında Lennon’un hayranıydı. Kendisini Lennon ile kıyaslıyordu. Hatta öyle ki Ono’ya benzediği için Japon asıllı bir kadınla evlenmiştir. Sürekli Lennon’un evini gözetliyor, hatta öldüreceğini bile söylüyordu. Mahkemede de suçunu inkar etmedi. 20 yıla mahkum oldu. Bir İngiliz olmasına rağmen New York aşığıydı Lennon. Hayatını orada sürdürüyordu. Dönemin başkanı Nixon tarafından ulusal tehlike olarak hedef gösterilmiş ve sınır dışı edilmek istenmişti; çünkü Lennon, insanları bestelediği parçalarıyla; katıldığı televizyon programlarında cesur, özgür açıklamalarıyla ve yaratıcı eylemleriyle her zaman barışa çağırıyor, insanlardan Vietnam Savaşı’nı sorgulamalarını istiyordu. Bunu o kadar başarılı yapıyordu ki kitleleri mıknatıs gibi kendine çekiyordu. 

1980’de öldürülen John Lennon, birçok gencin gözünde bir tür kahraman haline geldi. Bu duvara Lennon’un resmini yapan gençler bir bakıma otoriteye meydan okuyorlardı. O zamana kadar Çek halkının özgürlük yoksunluğundan dolayı duygularını ifade etme fırsatları neredeyse yoktu. Bunu yaparak, bu genç aktivistler, “devlete karşı yıkıcı faaliyetler”olarak adlandırılan faaliyetler nedeniyle hapis yatmıştır. Ancak hapishane tehdidi bile insanların geceleri orada Beatles ve Lennon’un sözlerini grafiti şeklinde resmetmelerine engel olmamıştır.

Sonraları kendi duygularını ve hayallerini duvara boyamaya başladılar. Gençler istek ve şikayetlerini duvara yazdıkları notlarla, çizimlerle ilgili mercilere duyurmaya çalışmaktadır. Bu durumda yazılan yazılar nedeniyle yüzlerce öğrenci ile güvenlik güçlerini CharlesKöprüsü'nün önünde karşıya karşıya getirmiştir ve çatışmalara neden olmuştur. Gençler başlatmış oldukları bu akımı Leninizm olarak tanımlarken, Çek otoriteler ise bu gençleri alkolik, mentalitesi bozuk, sosyopat ve hatta Batı kapitalizminin ajanları olarak görmekteydi.*


John Lennon duvarı da etkileyici hikayesi ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Duvar günümüzde bile hala boyanmaktadır, bu durumda bugün gördümüz bir şekli bir sonraki gidişimizde göremeyebiliriz.


DANS EDEN EV

Frank Gehry tarafından tasarlanmış, 1992-1996 yılları arasında da tamamlanmıştır. Hollywood’un 1930’lu yıllardaki ünlü dans eden çifti Fred Astaire ve Ginger Rogers’ı andırdığı için Dans Eden Ev ismi verilen yapı, postmodern mimarinin önemli örneklerinden biri olarak gösterilir. Çevresinde yer alan Barok ve Gotik mimariler arasında modern mimarisi ile sivrilmiş ve oldukça dikkat çekmiştir. Binanın, zemin katında kafeler, ikinci katından yedinci katına kadar ofisler bulunmakta. En üst katta ise, şehrin panoramik manzarasının da görülebildiği bir restoran bulunmakta. Prag’a gelen her turistin istisnasız uğrayıp önünde fotoğraf çektirdiği bu yapı Dekonstrüktivizm stili bir mimariye sahiptir.




📸 Ben ilgimi çeken, beni etkileyen Prag'la ilgili şeyleri buraya koymak istedim. Koyamadığım o kadar çok şey varki .. Prag gerçekten gidip görülmesi gereken bir yer. Ben iki günde Prag'ı keşfettim. Tam anlamıyla keşfedip, biraz da serbest zaman isterseniz Prag gezinize 3 gün ayırabilirsiniz 😋


En kısa zaman da yeniden gezmek dileğiyle..


🙌🏼Sağlıkla kalın..

 
 
 

Comments


Ana Sayfa: Instagram

İletişim

hemgezenhemyiyen için gösterdiğiniz ilgiye teşekkürler. Daha fazla bilgi için lütfen iletişime geçin; en kısa sürede size dönerim!

Ankara

  • instagram
  • generic-social-link

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

Ana Sayfa: İletişim
bottom of page